Connect with us

Ödeme Teknolojileri

Röportaj: Arzu Kutlu – 360° Danışmanlık Kurucusu

Ödeme Teknolojileri alanında köklü bir tecrübeye sahip ve sektörün en önemli ihtiyaçlardan birine cevap vermek üzere 360° Danışmanlık şirketini kuran Arzu Kutlu ile bu macerayı ve ödeme teknolojilerini konuştuk

Arzu Hanım, kendiniz, şirketiniz ve hizmetleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

1992 yılında American Express Türkiye ofisinde ödeme sistemlerine adımımı attım. O zamanlar öğrenci olduğum için part-time olarak Otorizasyon bölümünde çalışıyordum. Amerikan Express 1996’da Akbank ile frenchising kararı alınca AMEX Türkiye Ofisi kapatıldı ben de farklı bankaların kredi kartları bölümlerinde çalışarak bir yandan yükseldim bir yandan bu konuda ciddi bir tecrübe edinme şansına eriştim.

Çok dinamik olan bir sektör içerisinde olmanın gereği, kendini daima güncel tutmak ve kurallara hakim olmaktı. Çalıştığım bölümler itibariyle ne nasıl yapılır bilmeniz, bir şekilde bilemiyorsanız da cevapları nereden bulabileceğinizi bilmek önemliydi. Son çalıştığım bankada artık kredi kartları ile ilgili kariyerimi farklı birimler ve görevler ile çeşitlendirme isteği ile banka içinde arayışa geçmişken, kaderin bir cilvesi olsa gerek Kurallar ve MIS yöneticisi olarak 2007 yılında Bankalararası Kart Merkezi (BKM) ailesine katıldım.

9 yıllık BKM geçmişimde Kurallar sorumluluğu hep bir parçamdı, onun yanına Takas ve Yönlendirme Hizmetlerinin ve bağlantılı destek hizmetlerin Ürün Yöneticiliği eklendi ve ilgi ve hareket alanım daha da genişledi. Bu arada ödeme sistemlerine katkı sağlayan önemli projelerde de rol alma şansına sahip oldum.

BKM tecrübesi aslında benim hayatımı değiştiren bir tecrübeydi. Çünkü değişim dolu, her an tecrübeme tecrübe, bilgiye bilgi katabildiğim bir ortamdı. Hatta kendimi o kadar çok açmışım ki değişime, önceden serbest çalışma hayatına “kesinlikle olmaz” diyen biriyken, bir gün kendimi kendi şirketimi kurma ve danışmanlık yapma planları yaparken buldum ve Ekim 2016’da 360º Danışmanlık’ı kurdum. Kendime kattığım birçok artıyı tüm sektörle hatta Türkiye ile de sınırlı kalmaksızın paylaşma hevesiyle yola çıktım.

Neden bir danışmanlık şirketi kurdunuz?

Hızlıca bir ihtiyacı görme sonucu diye yanıtlayabilirim. BKM’de kurallarla ilgileniyor olmak aslında bu konunun etkilediği birçok dış parti ile de bir araya gelmeyi gerektiriyor. Bu görüşmeler sayesinde, değişim hızlandıkça insanların bulundukları alanda sıkıştıkları ve bu nedenle her detaya hakim olmalarının mümkün olamadığını ve bir çok hatalı ya da eksik değerlendirmeyle hareket ettiğini gördüm. Ayrıca ödeme sistemleri, konuyu çok detaylı bilmeyen insanlar için sadece bankalar ile ilişkilendirilen bir alan ancak kocaman bir ekosistemden bahsediyoruz aslında ve karmaşık olarak da nitelendirebileceğimiz bağlantılar ve bilgiler bütünü.

360º işte bu bağlantıları anlayarak ekosistem oyuncularının işlerini sağlam temeller üzerinde, pratik, mevzuat ve kural uyumlu çözümler ile yükseltmelerine tecrübe ve bilgisiyle vesile olmak istiyor.

Hizmetleriniz hangi alanlara odaklanıyor?

Şu anda hizmetlerimizi iki ana başlık altında konumlandırdık: Danışmanlık ve Akademi.

Danışmanlık, bizim bu sağlam temelleri oluşturmaları için ekosistem oyuncularına verdiğimiz hizmetlerin bir bütünü. Akademi ise ekosistemin parçası olan oyuncuların çalışanlarının bilgi seviyesini yükseltmek, bir iş yaparlarken neden – sonuç ilişkilerini rahatlıkla kurmalarına yardımcı olmak ve yeni iş geliştirirlerken konunun tüm partilere ve sistem parçalarına etkilerini görebilmelerini sağlamak için oluşturduğumuz, ihtiyaçlara yönelik olarak da tekrar tekrar şekillendirebildiğimiz eğitim hizmeti.

Sizin bakış açınızdan “Türkiye’de Ödeme Sistemleri” denilince ilk olarak akla ne geliyor? Ödeme Sitemleri ekosistemi kendisini nasıl tanımlıyor? Sizce bu tanım doğru mu ve/veya doğru şekilde nasıl ifade edilmeli?

Ödeme sistemi denilince insanların aklına; eğer konuya biraz aşinalıkları varsa alışveriş, kredi kartı, banka kartı, ön ödemeli kart, POS, çip, şifre, ekstre, internetten ödeme, mobil ödeme, alternatif ödeme yöntemleri gibi kavramlar geliyor.

Ekosistem ise kendini genel olarak mevzuattaki tanımı baz alarak tanımlamaya çalışıyor.

6493 Sayılı kanuna bakıldığında: “Üç veya daha fazla katılımcı arasındaki transfer emirlerinden kaynaklanan fon aktarımlarının gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla yapılan takas ve mutabakat işlemleri için gerekli alt yapıyı sunan ve ortak kuralları olan yapı” Ödeme Sistemlerini tanımlar.

“Ödeme sistemleri geniş bir tanım ve tüm ekosistem oyuncularını içeriyor”

Bu geniş bir tanım ve tüm ekosistem oyuncularını içeriyor. Herkesi içermesi açısından yeterli ama çok soyut. Daha somut kavramlar kullanılabilir. Örnekler ile zenginleştirilebilir. Ama tabii ki bunu açık ve ortak platformlarda yapmak, infografiklerle zenginleştirmek lazım akılda kalıcılığı arttırmak ve anlaşılmasını sağlamak için.

Örneğin bizim geçen yıl hazırladığımız ve bu ay odemeteknolojileri.com’da da yayınlanmaya başlanan “Türkiye’de Ödemeler Ekosistemi Rehberi”nin bir amacı da biraz bu somutlaştırmaya katkı sağlamak. Bu rehber yayınlandığı andan itibaren çok ilgi gördü ve çok güzel geri bildirimler aldık. Bu bildirimlere yönelik güncellemeleri de zaman içinde yapmaya devam ediyoruz.

Türkiye Ödeme Sistemleri Ekosistemi Rehberi

Türkiye’nin dünya çapında Ödeme Sistemleri teknolojileri alanında lider olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte Türkiye’de bu alanda eğitimlerin, rehberlik ve danışmanlık faaliyetlerinin de yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? Sizce ekosistemin daha da büyümesi için bu başlıklarda ne gibi adımlara ihtiyaçlar var?

2015 yılı Mayıs ayında Londra’da HCE ile ilgili bir konferansa konuşmacı olarak katılmıştım. Konferansın moderatörü Dave Birch, Türkiye’nin chip&pin’e ilk geçen ülkelerden olduğunu ayrıca temassız ödemeler konusunda tasarlanan sayılı ürünün Türkiye’den de çıktığını belirtmişti. Ancak Türkiye’de temassız işlemlerin aynı hızla gelişim gösteremediğini belirtmiş ve bunun nedenini sormuştu. Bu sorunun esas cevabı aslında sizin sorunuzda gizli.

“Türkiye’de temassız işlemler chip&pin kadar hızla gelişim gösteremedi”

Teknoloji ilerledikçe değişim hızı kat kat arttı. Ekosistem genişleyince ödeme çözümlerinin sunulabileceği ortamlar arttı ve bu çözümleri sunabilecek partiler çoğaldı. Ancak bu çözümleri kullanacak ya da sunacak partilerin çok hızlı bilgi sahibi olması ve yeni teknolojiler konusunda farkındalık yaratılması aynı hızda olamıyor. Çünkü ekosistemdeki finansal kurumların mevcut kaynakları ile bu konuların çalışılması bu hızın gerektirdiği çabuklukla olamıyor. Finansal kurumların farklı öncelikleri nedeniyle bu tip gelişimler ertelenebiliyor ya da gerekli bütçeleri alamıyor olabiliyorlar.

İşte tam da bu nokta da bizler gibi partilere ihtiyaçlar var. Yenilikçi bir ürün, mevcut ödeme sistemleri ürünlerinin geliştirilmesi için gerekenlerin tasarlanması, fizibilitesinin yapılması gibi konularda rehberlik hatta kurumun gözüyle bakabilme kapasitesine de sahip olacak bizim gibi konu uzmanı dış desteğe ihtiyaç var.

Bu ortamda sizin sağladığınız Ödeme Teknolojileri gibi ortamlar ve FinTech İstanbul gibi oluşumlar çok faydalı. Ancak daha da fazlası lazım. İşte zamanında burada görülen ancak bazı kurumlarda hala tam olarak farkındalık oluşmayan bu ihtiyaçlar nedeniyle 360º Danışmanlık’ın temelleri atıldı.

Özellikle danışmanlık ve eğitim konularında niş olarak nitelendirilen ödemeler alanında konuya hakim olan kaynakların kullanılması vakitten tasarruf sağlayacaktır. Zaman ise biliyorsunuz bazen nakitle karşılaştırılamayacak önemde değerli bir kavram günümüzde.

Sizler ve bizler bu anlamda elimizden geleni yapıyoruz. Ancak bu konuda oluşturulacak, meraklıları ve öğrenmek isteyenleri buluşturacak daha fazla ortam ve bu sektörde faaliyet gösterenlere sunulacak çözümlere ihtiyaç var hala.

Mesela benim en büyük hayallerimden biri (ki bu konuda çalışmalara da başladık) 360º Danışmanlık imzasını da taşıyan ve ekosistemin tüm partileri tarafından da desteklenebilecek, ulusal ve uluslararası geçerliliğe sahip olacak sertifika programları tasarlamak ve sunmak. Bu sayede niş olan bu alandaki uzmanlaşmaya müsait kaynağı arttırmak ve bu vesileyle ekosisteme bir artı değer daha katmak.

Genel olarak yükselen FinTech trendi ile birlikte pek çok Ödeme Teknolojileri alanında FinTech’in ortaya çıktığına şahit oluyoruz ve olacağız. Sizce bankalar, finansal kurumlar ve FinTech şirketleri için ne gibi fırsatlar ve tehditler, zorluklar söz konusu olacak? Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rekabet her zaman gelişim ve yaratıcılığı arttıran, sunulan çözümleri kullananlara fayda sağlayan bir kavram ve bir sektör için olmazsa olmazlardan. Fintechler ise bazı klasik bakış açılarına göre tehdit olarak algılanabiliyor.

Bakış açısını burada değiştirmek ve “bir ihtiyaç olmasa ortaya çıkmazdı dolayısıyla daha fazla ne yapmalıyız” diye kendimize soru sormak gelişimin önünde durup direnmekten daha anlamlı ve vakit kazandıran bir duruş olacaktır.  Çünkü “değişim” önüne geçemediğimiz bir olgu artık hayatımızda. Ekosistemimizdeki değişim ve gelişimi ise bir fırsat olarak görmek, getirdiği yeni oluşumlardan faydalanmak ve birlikte çalışabilmek için yöntemler bulmak gerekiyor. “Rekaberlik” denilen kavram işte bu anlamda önemini kendi de çok güzel ifade eden bir kavram olarak karşımıza çıkıyor.

Rekaberlik de Rekabet gibi olmazsa olmaz bir kavram”

Ödeme teknolojileri için demin de belirttiğim Rekaberliğin de Rekabet gibi olmazsa olmaz bir kavram olarak hayata geçmesi biraz zaman alacaktır. İşte bu zaman biraz meşakkatli geçebilir ancak çok uzun sürmez. Şu anda bile 1 yıl önceye göre ciddi farklılıklar görüyoruz bakış açılarında. Burada doğru seçimler ve kararlarla ilerlenmesi bu sürecin rahat ve verimli geçirilmesine yardımcı olacaktır.

Bir diğer meşakkatli konu ise mevzuat. Mevzuat değişimi bazen bürokratik nedenler bazen de siyasal tercihler teknolojik gelişime yetişemiyor. Bu yüzden bazı iş çözümlerinin ya da teknolojik gelişmelerin uygulanması gecikebiliyor. Ya da mevzuat boşlukları nedeniyle bozuk modellere sahip bir takım çözümler çıkabiliyor karşımıza. Bu anlamda regülatörlerin ve uygulayıcıların bu konulara daha özel vakit ve kaynak ayırarak daha hızlı davranması gerektiğini düşünüyorum. Mesela Internet’te Güven Damgası ile ilgili mevzuat Haziran ayında yayınlandı, ancak bugün hala istenilen noktada değiliz bence.

Ödeme Teknolojileri alanında faaliyet gösteren ve/veya göstermek isteyen şirket ve girişimlerin bu işe nereden başlaması lazım? Sizin tavsiyeleriniz ve yönlendirmeleriniz nasıl oluyor?

Her şeyden önce mevzuat ve kurallar. Kural ve mevzuat uyumsuz bir iş modeli, ölü doğum demektir. Mevzuat ve kurallara göre yeniden şekillenen iş modellerinin pazarda gerçekten ihtiyaç duyulup duyulmadığı ayrı bir soru işareti. İhtiyacın doğru tespiti önemli. Sonrasında sağlıklı bir fizibilite yapılması geliyor. Bu iş bizden ne götürecek ve ne getirecek? Sağlayacağımız değerin karşılığı gerçek anlamda alınabilecek mi? Burada yapılması gereken analizin oldukça detaylı ve gerçeği yansıtıyor olması gerekli. Daha sonra hem proje planlaması hem süreçlerin oluşturulması geliyor. Bunlar ve benzeri birçok konuda yönlendirmelerimiz mevcut.

Arzu Kutlu‘yu Twitter hesabı üzerinden takip edebilir. Linkedin hesabına buradan ulaşabilir ve 360° Danışmanlık web sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler Yazılar